BASIN AÇIKLAMASI
Sn. Prof.Dr. Güven Sak Hocanın X hesabından yapılan paylaşımını dikkatle okuduk. Türkiye Kömür Üreticileri Derneği olarak, enerji politikalarının ülkemizin sürdürülebilir geleceği açısından ne kadar kritik ve önemli olduğunun anlaşılmasına yönelik, ülkemiz vatandaşlarına bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Türkiye Ekonomi Politikaları Vakfı (TEPAV)’ın Başkanlığını ve Yöneticiliğini yapan Sn. Prof.Dr. Güven Sak’ın bu alandaki görüşüne karşılık bilimsel, dengeli ve yapıcı bir dille katkı sunmanın sorumluluğunda olduğumuzu belirtmek isteriz.
‘’Türkiye enerji bakımından %75 oranında dışa bağımlıdır ve bu bir Milli Güvenlik ‘’ sorunudur.
Bilindiği üzere, enerji talebi sürekli artmakta olan ülkemizde, enerjide bağımlılık sorununu çözüme kavuşturmak amacıyla, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızca 2017 Mart ayında “Milli Enerji ve Maden Politikası” vizyon belgesi açıklanmıştır. Güçlü ekonomi ve ulusal güvenlik temelinde şekillenen bu politikanın ana amacı, öncelikle enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak, ardından enerjide kendi kendine yetebilen bir ülke olmaktır. Bu çerçevede, enerjide dışa bağımlılık oranları oldukça yüksek seyreden ve yıllık bazda yaklaşık 55-60 milyar dolar düzeyinde ithalat yapmak durumunda kalan ülkemizin, öz kaynaklarını kullanmak suretiyle bağımlılık oranını düşürmesi hedeflenmekte ve bu noktada yerli linyitlere stratejik bir misyon yüklenmektedir. Bu politikada, yerli linyitler açısından dikkat çeken hedef, bilinen bütün kömür kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasıdır.
Herkesin bildiği üzere Kömür, sanayi devrimi sonrası ülkelerin kalkınmalarında, sanayinin gelişmesinde ve ekonomi döngüsünde en temel yapı taşlarından biri olmuş, son 250 yıllık süreçte önemli bir enerji kaynağı olarak ülkelerin enerji sistemlerinde rol almayı başarmıştır. Uzun yıllardır çevre ve iklim değişikliğine yönelik politikalar uygulayan ve kömürden uzaklaşma çağrıları yapan Avrupa ülkeleri, Rusya-Ukrayna savaşı savaşının Avrupa'da enerji krizini tetiklemesinden sonra, Rusya'dan doğal gaza erişemeyen ülkeler, yerli kömür endüstrisine geri dönme kararı almış ve enerji politikalarında değişikliğe gitmişlerdir. Yine yakın zamanda, 28 Nisan 2025'te İspanya ve Portekiz'de geniş çaplı elektrik kesintisi yaşanmıştır. Yaşanan bu olay, sürekli ve güvenilir üretim yapabilen enerji kaynaklanın sistemdeki önemini bir kez daha göstermiştir. Esnek yapıları ve istikrarlı çalışmaları sayesinde kömüre dayalı baz yük santralleri, bu tür dengesizliklerin önlenmesinde önemli bir görev üstlenmektedir. Kömür sektörü, enerji arz güvenliği ve cari açığın azaltılması açısından stratejik öneme sahiptir.
Diğer yandan bu demek değildir ki , havayı , suyu , çevreyi , evimiz olan Dünyayı öncelemeden işletim süreçlerini yönetiyoruz . Aksine , çevre teknolojilerinin en son sistemlerini tesislerimizde kullanmayı işletme politikalarımızın merkezine almış durumdayız . Ama maalesef sektörün gelmiş olduğu gelişim noktasına değil , geçmiş yargı ve ön kabuller hala konuşmalara kılavuzluk edebiliyor.
Diğer yandan yine , çevreci teknolojiler kullanarak üretimin mümkün olduğunu da tekrar hatırlatmak isteriz .Bunun en iyi örneği ise Japonya’dır . Mümkün olabilen herşeyi mümkün kılarak Türkiye’mizin ,kendi öz kaynaklarımızın yine kendi milletimiz için kullanmak istiyoruz. Çünkü biz bağımlı değil enerjide bağımsız olmayı hep beraber başarmalıyız.
Kömürün hâlâ önemli bir enerji kaynağı olarak kullanıldığına dikkat çekmek isteriz. 2024’te küresel kömür tüketimi 8,77–8,79 milyar ton ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Çin, dünya kömür tüketiminin %56’sını, yani yarıdan fazlasını tek başına oluşturuyor. Hindistan ise tüketimini %5–5,5 artırarak 1,3 milyar tona yükseltti. Gelişen Asya ülkeleri, küresel talebin yaklaşık %80’ini oluştururken, Türkiye, yaklaşık 85 milyon ton ile %0,9 (Binde 9) kömür tüketici ülke konumunda Bu kullanımın özellikle enerji güvenliği ve endüstriyel üretim alanlarında stratejik önemi vardır.
Yerküre, henüz yavaş da olsa giderek hızlanması kaçınılmaz bir enerji dönüşümü olgusunu yaşıyor ve bu süreçten elbette Ülkemiz de etkileniyor. Paris Anlaşması’nın hedeflerini dikkate alan pek çok senaryoda, yenilenebilir kaynakların fosil yakıtları geçtiği tarih günümüzden ancak 30-40 sene sonrasını, yani 2050-2060 yıllarını işaret etmekte. Ancak, mevcut politikaları dikkate alarak yapılan daha gerçekçi analizlerde bu tarihler çok daha ileri yıllara kaymakta. Unutulmamalı ki Uluslararası kuruluşlar tarafından yapılan tahmin çalışmalarında kömürün küresel enerji tüketimi içindeki payının en az 20-25 yıl süresince daha bugünkü seviyelerin altına düşmeyeceği, en iyimser senaryolarda bile yüzde 10’un üzerinde seyredeceği öngörülmektedir.
Hemen hemen hiçbir Avrupa ülkesinin uymadığı , ABD nin içinde yer almadığı , ÇİN ‘in sürekli süreci ağırdan alarak teknoloji ve sanayi devrimini oluşturmaya çalıştığı İklim meselesinde , %1 lik paya sahip olmayan üstelik her zamanki den zor günlerin içinde geçen ülkemizin kendine ait kaynakları kullanmasının önüne bariyerler koymanın hiç kimseye bir faydası olmayacağını buradan bildirmek isteriz.
Diğer yandan bu sektörden doğrudan 45 bin ,dolaylı 180 bin insanın evine ekmek götürdüğünü de , hayata ve yaşama ,toplum karşı sorumluluk duyan herksin bilmesinde de fayda görüyoruz.
Kömürün geleceğine ilişkin yapılan analizlerde, sadece küresel ısınma ve iklim değişikliği olgularının merkeze alınarak öngörülerde bulunulması eksik bir yaklaşımdır. Aralarında Türkiye’nin de olduğu pek çok ülke için kömürden vazgeçmenin aynı zamanda enerji güvenliğinden ve giderek milli güvenlikten vazgeçmekle eşdeğer olduğu, kömürün hâlâ yoksulluktan kurtuluş ya da toplumsal refah anlamına geldiği unutulmamalıdır. Diğer taraftan, dünyada çok sayıda ülkede milyonlarca insan geçimlerini kömür üretimi, iletimi ya da dağıtımından sağlamaktadır. Bu nedenle, bu ülkeler için kömürden çıkış süreçleri, aynı zamanda ciddi ekonomik ve toplumsal sorunlarla karşılaşmak demektir. Kömürün kaderini uluslararası anlaşmalar değil, ulus devletlerin kendi çıkarlarını gözeterek tanımlayacakları enerji politikalarındaki tercih ve stratejiler belirleyecektir.
Bu kapsamda, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Dr. Alparslan BAYRAKTAR’ın Soma’da yapmış olduğu “ Yerli Kömür Üretimine Teşvik” Basın Açıklamasını ülkemiz enerji güvenliği açısından çok doğru bir politika olduğunun altını çiziyor, Bakanlığımız ve Sayın Bakanımız hakkında yapmış olduğu eleştirilerinde karşısında olduğumuzun vatandaşlarımızca bilinmesini, “Türkiye Yüzyılı’nda Büyük Türkiye Vizyonu” ile belirlenen hedeflere ulaşabilmek bakımından hem kamu yararı hem de yatırım iklimini gözeten bir enerji politikasının olduğunu, kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
TÜRKİYE KÖMÜR ÜRETİCİLERİ DERNEĞİ
Basın Açıklamamızın PDF için tıklayınız.

